• İlhan Demir

Paylaşım Ekonomisi: Sosyal Ödemeler, Güven ve Bitcoin


Taylor C. Nelms, Bill Maurer, Lana Swartz ve Scott Mainwaring’in kaleme aldığı Social Payments: Innovation, Trust, Bitcoin and the Sharing Economy adlı makale ödeme sistemlerinin gelişiminin sosyal ve ekonomik yansımalarını inceliyor.


Özellikle 2008-2016 yılları arasındaki dönemin yeni ödeme sistemlerinin ortaya çıkması açısından hareketli olduğuna vurgu yapılan yazıda, bu tarihten önceki dönemde çek takası, çeşitli kart altyapıları gibi sistemler kullanıldığı belirtiliyor. Mobil teknolojilerinin gelişimiyle ödeme sistemleri alanında yeni startupların doğması bu yeni şirketleri hem “innovator” hem de “disruptor” olarak tanımlamamız için yeterli. Çünkü bu yeni sistemlerin sadece ekonomik değil sosyal anlamda da birçok etkilerini görmemiz mümkün. Öyle ki bu sistemlerle birlikte ödeme ile online, peer-to-peer, multi, omni-chanel gibi terimleri birlikte kullanabilir hale geldik.


Ödeme sistemlerinin gelişimi ve bu alandaki denemeler hızla devam ediyor. Yeni ödeme sistemlerinin yarattığı çeşitlilik, alıcı ve satıcıların online pazarlarda bir araya gelmesine olanak sağlayarak paylaşım ekonomisi dediğimiz kavramı doğuruyor.


Para, antropolojik ve sosyolojik açıdan sosyal bir proje olarak tanımlansa da, geleneksel ödeme sistemlerinde paranın altyapısı bu sosyalliği karşılayacak şekilde tanımlanmıyor. Modern ödeme yöntemleri bu boşluğu dolduruyor. Paranın sosyal bir nesneye dönüşebilmesi için “güven” çok önemli bir element olarak karşımıza çıkıyor. Güven unsurunu; kredibilite, emniyet, itibar ve sadakat alt başlıklarına bölebiliriz. Geleneksel ödeme sistemlerinde güven; tutarlılık, hız ve güvenlik ile sağlanırken daha teknik bir anlama sahipti. Günümüzde ise güven aracıların işlevini gereksiz kılan; anlık ve direkt sosyal ilişki demek ve bu nedenle de yıkıcı bir kavramı temsil ediyor.


Bu güven tanımına göre bitcoin son derece uygun bir araç olarak değerlendiriliyor. Bitcoin’in herhangi bir merkeze bağlı kalmaksızın, blockchain altyapısı ile peer-to-peer olarak para transferini mümkün kılması PayPal gibi aracı otoriteleri devre dışı bırakıyor. Bitcoin’in gizemli yaratıcısı Satoshi Nakamoto’nun makalesinde de bahsettiği gibi ihtiyacımız olan “güvene değil, kriptografik bir dayanağa sahip olan elektronik bir ödeme sistemi.” Bitcoin de bu “güvene ihtiyaç duymayan para” arzusunu karşılamada en önemli gelişmelerden biri. Nitekim, bitcoinin ödeme aracı kadar yatırım aracı olarak da değer görmesi bu güveni farklı şekillerde sağladığını da gösteriyor.


Bitcoin kadar birçok paylaşım ekonomisi modeli de sadece parayı değil güveni tekrar tanımlama konusunda önemli adımlarda bulunuyor. Bu modeller kullanıcılara online ortamda ürün/hizmet kiralama, paylaşma, ticaret yapma, barter gibi hizmetler sunuyor. Ödeme işleminin fiziksel olarak ortadan kalkması, yeni sosyal deneyimlerin önünü açıyor. Örneğin Airbnb ve Uber gibi sistemlerde ödemenin otomatik olarak tamamlanması ve deneyim sonrasında ev sahibinin/şoförün elektronik ortamda oylanması da “işbirlikçi tüketim” olarak adlandırılan kavramı işaret ediyor. Makalede, itibar ve kişilik gibi kavramların bireylerin kredi notları ve maddi birikimleri kadar önemli hale gelebileceğinin altı çiziliyor. Bu itibar akçesini oluşturmanın ise hem finansal hem de kültürel değişimleri beraberinde getirmesi bekleniyor.


Kripto paralar ve paylaşım ekonomisi kavramları, sosyal etkileşimi kendi peer-to-peer ağlarının merkezinde konumlandırmaları sebebiyle birbirleriyle büyük bir uyum içerisindeler. Eğer Bitcoin güven birimi olarak ele alınırsa, güveni de karşılanabilir bir para birimi olarak değerlendirmek mümkün olabilir. Aynı şekilde güveni paylaşım ekonomisin kayıt altına aldığı ve tasdik ettiği bir terim olarak değerlendirirsek o halde güven kullanıcıların birbiriyle etkileşime geçtiği, ödeme yaptığı ve birbirini puanladığı bir konsept olarak değerlendirilebilir.


Her iki durumda da esas olan güvenin herhangi bir aracı kuruma ihtiyaç duyulmadan, doğrudan kişiler arasında inşa edilebilir olmasıdır. Yazarlar bu konuyu öyle ileri boyuta götürmüş ki, bu durum bizi gelecekte “just-us” olarak tabir ettikleri bir ekonomik model ile tanıştırabilir. Yazarların kendilerinin de spekülatif ve fantastik olarak tanımladıkları bu görüş, aracısız olma durumunu birkaç adım daha ileri götürüyor ve bizleri kendi ideal ekonomik ve toplumsal düzenimizi sorgulamaya yöneltiyor.


Kaynak: http://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/0263276417746466

0 görüntüleme